Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle paylaştığı mesajda küresel açlık ile gıda israfının ulaştığı seviyeleri değerlendirdi. Gıda güvenliğini sağlamanın sürdürülebilir üretime, teknolojik yeniliklere ve kaynakların verimli kullanılmasına bağlı olduğunu vurguladı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) Dünya Gıda Günü için bu yıl belirlediği "Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle" temasının, tarım ve gıda sistemlerinin geleceği bakımından önemli bir çağrı taşıdığını ifade eden Akıncı, açlık sürerken yüksek miktarda gıdanın israf edilmesini çözülmesi gereken küresel bir çelişki olarak nitelendirdi.
Açlık ve güvenli gıdaya erişim verileri
Gıda güvenliğine ilişkin güncel göstergelerin tablonun ciddiyetini ortaya koyduğunu belirten Akıncı, üretim miktarının tek başına yeterli olmadığını; ürünlerin korunması, uygun koşullarda işlenmesi ve güvenilir şekilde tüketiciye ulaştırılmasının da önem taşıdığını dile getirdi.
Akıncı, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "FAO’nun 2026 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu Raporu’na göre, 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu rakam, dünya nüfusunun yüzde 7,8’ine karşılık geliyor. Aynı rapor, yaklaşık 2,1 milyar insanın yeterli ve güvenli gıdaya erişimde orta veya şiddetli düzeyde sorun yaşadığını, 2,69 milyar insanın ise sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını ortaya koyuyor. Bu veriler bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Gıda güvenliği yalnızca yeterli miktarda üretim yapmakla sağlanamaz. Üretilen gıdanın korunması, sağlıklı şartlarda işlenmesi, güvenilir biçimde tüketiciye ulaştırılması ve herkes için erişilebilir olması da en az üretim kadar önemlidir. Bugün dünyanın temel meselelerinden biri, artan gıda ihtiyacını karşılarken mevcut kaynakları koruyabilmek ve üretimin her aşamasında verimliliği artırabilmektir. Bunun yolu ise bilimsel gelişmeleri, teknolojiyi ve sürdürülebilir üretim anlayışını tarım ve gıda sektörünün bütün aşamalarına taşımaktan geçmektedir"
İsrafın ekonomik ve çevresel etkileri
Gıda israfının yalnızca maddi kayıpla sınırlı kalmadığına işaret eden Akıncı, sorunun toplumsal ve çevresel sonuçlar da doğurduğunu bildirdi. Kayıpların azaltılması için modern depolama olanaklarının, gelişmiş işleme yöntemlerinin, etkili lojistik ağlarının ve bilinçli tüketim alışkanlıklarının birlikte geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Akıncı, Birleşmiş Milletler Çevre Programının verilerine değinerek şunları söyledi: "Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) Gıda İsrafı Endeksi Raporu’na göre, dünya genelinde 2022 yılında yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık beşte birinin israf edilmesi ve bu israfın yüzde 60’ının hanelerde gerçekleşmesi, sorumluluğun ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Dünyada milyonlarca insan yeterli gıdaya ulaşamazken, büyük emek ve kaynaklarla üretilen gıdaların çöpe gitmesi kabul edilebilir bir durum değildir. İsraf edilen her ürünün arkasında çiftçimizin emeği, toprağımızın bereketi, kullanılan su, enerji ve üretim maliyetleri bulunuyor. Dolayısıyla gıda israfını önlemek, yalnızca ekonomik bir tasarruf değil, aynı zamanda doğal kaynaklarımızı ve gelecek nesillerin yaşam hakkını koruma sorumluluğudur. Gıda kayıplarını azaltacak modern depolama altyapıları, gelişmiş işleme teknolojileri, etkin lojistik sistemleri ve bilinçli tüketim alışkanlıkları bu mücadelenin vazgeçilmez unsurlarıdır"
"Bugün koruyamadığımız gıdanın yarın telafisi olmayabilir"
Gıda güvenliğinin ülkelerin sosyal ve ekonomik geleceği bakımından stratejik bir konu olduğunu kaydeden Akıncı, üreticilerden sanayicilere, kamu kurumlarından tüketicilere kadar bütün kesimlerin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Verimli üretimin yanı sıra elde edilen ürünün korunması, israfın önlenmesi ve teknolojik imkânlardan doğru biçimde yararlanılması gerektiğini ifade etti.
Akıncı, mesajını şu sözlerle tamamladı: "Gıda, yalnızca ticarete konu olan bir ürün değil, insan yaşamının temelidir. Bu nedenle gıdanın geleceğini güvence altına almak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Üreticiden sanayiciye, kamu kurumlarından tüketicilere kadar herkesin bu sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor. Daha verimli üretmek, üretileni korumak, israfı azaltmak ve teknolojinin sunduğu imkânları doğru değerlendirmek zorundayız. Unutmayalım ki bugün koruyamadığımız gıdanın, yarın telafisi mümkün olmayabilir. Gelecek nesillere bırakabileceğimiz en değerli miraslardan biri, bereketini koruyan topraklar ve sürdürülebilir bir gıda sistemidir. Bu duygu ve düşüncelerle 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nün, gıdanın değerine ilişkin toplumsal farkındalığın güçlenmesine ve daha güvenli, adil ve sürdürülebilir bir gıda geleceğine katkı sağlamasını temenni ediyorum"












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir